Sik Kullanilanlara ekle Anasayfan Yap Ana Sayfa Sevgiden Script sohbet Chat turkchat
  • Son Sevgiler
  • sevgiden.gen.tr icerigi
    Sevgiden Dem Vuranlarin Mekani

    15 Aralık 2008

    Velilerim imtihani Hikayesi

    Filed under: Hikaye — admin @ 21:12

    Velilerin İmtihanı
    Zamanın alimlerinden yedi kişi bir araya gelip Şeyh İbrahim Düsûki Hazretlerini imtihana karar verdiler. Herbirisi en zor suallerden birer tane hazırlayıp yola çıktılar. Şeyh İbrahim Düsûkî onların bu niyetini ilm-i ledün sayesinde bilip bir müridini onları yoldan geri çevirmek üzere gönderdi.

    İbrahim Düsûkî in müridi yolda kadılarla karşılaşıp nereye gittiklerini sordu. Onlar da meseleyi söylediler. Mürid alimleri dinledikten sonra:

    — Buradan geri dönün, dedi. Onlar kendilerini bir anda hiç görmedikleri ve insan cinsinden bir kimsenin bulunmadığı bir mahalde buldular. Orada tam bir sene kaldılar. Bir sene sonra perişan bir hale gelmişlerdi. Başlarına gelen bu halin sebebini anlayıp Allaha tevbe ettiler.

    Onların bu haline vakıf olan İbrahim Düsûkî Hazretleri, tekrar adamını gönderip o halden kurtarmak istedi. Mürid yanlarına gelip ilm-i zahir ehli olan o alimlere:

    — Buradan gidin, dedi.

    Onlar bir de baktılar ki, bir sene evvel ayrıldıkları yer olan Düsûk . kasabası civarına gelmişler. Bir sene evvel hazırlamış oldukları sualleri de hatırlarından çıkmıştı. Doğru melûl mahzun İbrahim Düsûkî in huzuruna çıktılar. Şeyh İbrahim Düsûkî:

    — Hazırladığınız soruları sorun bakalım, dedi. Onlar:

    — Bu kadar gösterdiğiniz keramet sizin büyüklüğünüzü anlamamıza yeter, bir de soru sormamıza hacet kalmadı. Şimdi sizden isteğimiz bizi de müridleriniz arasına kabul etmekliğinizdir, diyerek, kusurlarının bağışlanmasını istediler.

    İbrahim Düsûkî Hazretleri onların kusurlarını bağışlayıp müridleri arasına kabul etti.

    • • •

     

    Otogarda Veda

    Filed under: Hikaye — admin @ 21:13

    Otogarda Veda…
    Lise 3 uncu sınıftaydım bu olay yasandıgında.
    benden 2 yas buyuk selım abım vardı komsumuzun ogluydu.hergun okula beraber gelırdık çok severdı benı.bende onu çok severdım aılem benı ona emanet eder oyle yollardı okuluma yoldada bana neler neler anlatırdı bıtmek bılmezdı.lisenın ılk gununden lıse3e kadar o bıraktı benı okula hep.okuldada ılgılenırdı bır sıkıntın olursa her zaman benı cagırabılırsın derdı.bır muddet sevgılısı oldu ancak fazlada surmedı sırf kız bana selam vermedı dıye selım abım ayrıldı kızdan.dedım dusuncelerıme çok onem verıyor heralde bır dahada baskasıyla cıkmadı.O,okuldan mezun oldu.ıstanbulda bır unıversıtede makına muhendıslıgını kazandı zaten çokta ıstedıgı bır bolumdu.bende son sene artık okula tek basıma gıtmek . zorunda kalıyordum.Selım abıyede çok alısmıstım ya çok zor gelıyordu okulda onsuz zaman gecırmek.O da ıstanbulda yalnız hıssedıyordu heralde kendısını kı hergun saatlerce telefonda konuÅŸuyorduk ama aılem selım abıye çok guvenırdı aksını dusunmezdı.Öss sınavından cıkınca ıstanbula gıdıcektım bırlıkte gezecektık oyle anlasmıstık.Sınavdan cıktım o rahatlıkla ıstanbula gıttım.Selım abı benı karsıladı butun gun gezdık aksama donucegımı soyledıgımde nolcak burda kalsan eve donmesen bırlıkte kalsak gıbı seyler soyledı ıyı degıldı gıtmeme uzulmustu anlasılan bana benım ne kadar onemlı oldugumu soyledı ama ben arkadasca dedıgını dusundum neyse o aksam eve geldım telefonda 20 cevapsız arama vardı sonrada bır mesaj…
    hayatım boyunca o mesajı asla unutamam heralde.
    Sana ulasamıyorum yıne elımden uctun gıttın bır omur gecıcek boyle ama sen hep ucup gıdeceksın elımden benım olmıcaksın hıcbır zaman bunu anladım senı ılk gordugum gunden berı sevıyordum keske gıtmeseydın daha fazla bununla yasıyamıycam evdekılere bunlardan bahsedersen benım serefsız oldugumu dusunurler onun ıcınde sanada acılamadım herneyse yarın gazetede okursun . bu mesajın devamını elveda…
    bu mesajdan sonra aradım aradım ulasamadım aılesını aradım yıne ulasamadım delıye donmustum aradan 1 saat sonra cansız cesedını ıstanbul bogazından cıkarmıslar.O yıl hatırlarsınız belkı gazetelerde `askı ıcın oldu` dıye bır baslık vardı.baskaları ıcın sadece bır haber olan o olay benım hayatımı etkıledı.Sımdı aradan 4 yıl gectı ben ıstanbulda Selım abının okudugu unıversıtede okuyorum keske o da olsaydıda yıne beraber gıdebılseydık okula…

    • • •

     

    Acinin Sarnici Ben

    Filed under: Hikaye — admin @ 21:15

    Acının sarnıcı ben oldum

    GitmiÅŸtim.. Saçımdan tırnaklarıma kadar boylu boyunca bir gidiÅŸtim…
    Durakta beklemekle otobüse binmek arasındaki çırpınışları kaplıyordu aklım.. Aklım öyle sevimsizdir ki böyle zamanlarda, bulutlarla yerkabuÄŸu arasında sıkışır kalırım.. Doyumsuz bir yolculuk ÅŸoku ardı ardına gözlerime saplanır..İki adımda bir kavÅŸak serilir önüme. Karasızlık buhranı sonra… Her acının yürüdüğü söylence bir yol vardır.İşte kavÅŸakları hep acıya ayarlanan gidiÅŸlerim bu söylenceye aldanır… Kandili kısık bir aydınlıkta zamanın geç kalmışlığında yolları birbirine düğümlerim… Günü ikiye böler acının kılıcı yüzüne yakışan rengi seçer, geceyi giyinir acının kanayan yarıklarından küçük adımlar geçer… Resmi sevinç, içi ezinç baÅŸlangıçla gözüm görmeye baÅŸlar. Dilim tatlanır, ceplerimde kıvranır ellerim.. Oysa yürek yeniktir hala.Bunu artık kim deÄŸiÅŸtirebilir. İnsan görebilirse erdiÄŸini soÄŸuk sokaklara sokulma vakti gelmiÅŸtir. Alnımdan su eksildiÄŸinde, acıların kayaları küflendiÄŸinde aynalara suretimin sığmadığı zamanlarda gözüme dokunacak bir göz olmadığında sırası gelmiÅŸtir çantayı sırtlamanın. o günden sonra bütün kent sokaklarında asit yaÄŸmurlarında tek başıma yürürüm. Yüzüm keskin bir mehtapta küskün bir kedi kadar kimsesiz, yüzüm kapalı tüller kadar sessiz…

    Az evvel bütün ıışıkların ardına baktım yoktun!!
    Bu kentte senin lisanını konuşuyorum aşk boyu.. Lisanım var inanıyorum öyleyse bu gözümü alan sessizlik neden? Bu sağır özlemin failini göster bana.. Her gün yüreğimi ipe götüren bir cellatı arıyorum..
    Gözlerimi gösteriyorum kalabalığa gören yok mu? Peki tanıyan celladı mı? Bir yol daha uzadı önüme, kıyısında sıra sıra meÅŸe kolyesi.. Her meÅŸenin gövdesine bir kelime yazıp geçmÅŸim o yoldan..S enden baÅŸka kim baÅŸarabilirdi aÄŸaçlardan cümle kurmayı…Ve beklediÄŸim oldu aÄŸaçların yolun sonu denize çıktığı..Ben seni denizsizken bilirim… Gözlerindeki son damla maviyi ellerinle saklardın her seferinde.. Daha engelleri aramızdan söküp karşımıza almadan gittin… Deniz sıçradı üzerine, tuza, yakamoza aldanıp gittin!!!

    Ne zaman rüzgar saçılsa bir kadıın saçlarına, benim bungun ellerim aÄŸlıyor ÅŸimdi.. Gel ben ölmekteyim… Caddelerde adımlarım boÄŸuluyor, gözlerindeki surları katlime örüp durma!! Rengi kokuÅŸmuÅŸ yazlara mezarımı kazma!! Naçar oturup aÄŸladığım, güldüğüm çay bahçelerinde denizden donuk gözlü balıklar bakıyor bana.. Vapurların bir bir sana seferi yok.. Gözlerimdeki kayıp ilanlarına aldıran da.. İç bükey bir acıyla geldiÄŸim kentte enkaz oldum.. Bana ayrılan kül bulutlarını soÄŸuruyorum ÅŸimdi.. Kanat ve el gibi tutabilir mi bir baÅŸka eli ey deniz?

    Bugün varlığımın infazına hükmettim.. Durgun bir denizle yanan bir kentin arasında kaldım.. Yamacıma yanaşan şu gemi son kavşağım olsun. İsimsiz olsun.. Eylüle açılıyor dalgalar.. Ah kalbim üzerine çullanacak yine sonbahar.. Sulara sok kanlı saçlarını.. El salla tren istasyonuna, kıyıdaki cam kırıklarını damıt.. Olsa olsa bir sevgiden düşmüştür bu acı.. Peki neden ben oldum bu acının sarnıcı?

    • • •

     

    Bayramlik Kaban

    Filed under: Hikaye — admin @ 21:19

    Yaşlı adam, bir konfeksiyon mağazasına ait vitrine uzun uzun baktıktan sona, sokakta oynayan çocukların en zayıfına dönerek:
    - Küçüüüük!… diye seslendi. Buraya gelir misin?

    Çocuk, hafta sonlarında yaptıkları misket oyununu ilk defa kazanmış olmasına rağmen koşarak geldi. 6-7 yaşlarındaydı ve üstündeki elbiseler, tek kelimeyle dökülüyordu.

    Yaşlı adam, çocuğun saçlarını okşadıktan sonra:
    - Vitrindeki elbiseyi giymeni istiyorum, dedi. Bakalım üzerine uyacak mı?

    Çocuk, bu teklifi ilk önce ÅŸaka sandı. Ama adam, son derece ciddiydi. Onunla birlikte maÄŸaya girerken, ilk önce rüyada olup olmadığını, daha sonra da ÅŸimdiye kadar yeni bir elbise giyip giymediÄŸini düşündü. Genellikle ailedeki büyük çocuÄŸa alınan veya komÅŸular tarafından verilen giyecekler, elbiselerin ona dar gelmesiyle birlikte ortanca kardeÅŸe geçer, birkaç sene sonra da, dizleri aşınmış veya delinmiÅŸ vaziyette kendisine kalırdı. Ama “her zaman hasta” dedikleri babasının durumunu bildiÄŸi için, bu iÅŸe itiraz edemiyordu. Åžimdi ise, ilk defa yeni bir elbisesi olacaktı. Üstelik de bayrama üç gün kala…

    Çocuk, yaşlı adamın gösterdiği elbiseleri giydiğinde, büyümüş olduğunu ilk defa fark etti. Çizgili kadifeden yapılmış pantolon, bacaklarının ne kadar uzun olduğunu ortaya koymuş; yeni ceketi de, omuzlarını iyice geniş göstermişti. Fakat hepsinin üzerine giydiği kaban bir başkaydı ve artık üşümeyecekti. Çocuk, biraz önce kazandığı misketleri onun cebine bıraktığında, iyice keyiflendi. İrili ufaklı misketler, ceplerin bir köşesinde kalmıştı. Bu durumda iki cebe yüz misket sığacaktı.

    Yaşlı adam, çocuğu sağa sola döndürdükten sonra elbiselerin paketlenmesini istedi. Ve iş tamamlandığında, tezgahtara dönerek:
    - Elbiseleri torunuma alıyorum, dedi. Kendisine sürpriz yapacağım için, onları bu çocuÄŸun üzerinde denemek istemiÅŸtim. İkisinin de boyu falan aynı da…

    Küçük çocuk, beyninden vurulmuş gibi oldu. Nefes bile almakta zorlanıyordu. Ama artık büyüdüğüne göre, bir şey belli etmemesi gerekiyordu. Aynaya son bir defa baktıktan sonra, üzerindekileri yavaşça çıkarttı ve bir kenara fırlattığı eskilerini giydi.

    Adam, yaptığı hizmet için, çocuğa bir çiklet parası vermek istediğinde, onun çoktan gitmiş olduğunu gördü. Haylaz velet, belli ki bu işten sıkılmıştı.

    Küçük çocuk, arkadaşlarının yanına döndüğünde, bütün ısrarlara rağmen oyuna katılmadı. Ve bir kenara oturup onlara baktı.

    Arkadaşları, bunun sebebini merak ettiklerinden:
    - Niçin oynamıyorsun? diye sordular. En güzel misketleri sen kazanmıştın.

    Çocuk, gözyaşlarını tutmaya çalışırken:
    - Misketlerim, üzerimdeki elbiselere yakışmayacak kadar güzeldi, dedi. Bu yüzden onları, bayramlık kabanımın cebine koydum ..

    • • •

     

    30 Aralık 2008

    Bush ve Powel Fikrasi

    Filed under: Fikralar — admin @ 02:56

    Bush ve Powel bir barda oturuyorlarmış.İçeri bir genç girmiş ve bunları görünce şaşırmış.
    - “Hey siz ne yapıyorsunuz burada ”
    diye sormuÅŸ.Bush da:
    - “üçüncü dünya savaşıni planlıyoruz ”
    diye cevaplamış.Şaşıran genç
    - “peki nasıl olacak?”
    diye sormuÅŸ.Bush:
    - “10 milyon ıraklı ve bir araba tamircisini öldüreceÄŸiz” demiÅŸ.Genç
    - “araba tamircisini niye öldüreceksiniz?”
    diye ÅŸaÅŸkınlıkla sormuÅŸ.Bush Powel’e dönerek:
    - “ben sana demedim mi on milyon Iraklıyı öldürürsek kimse umursamaz diye”.

    • • •

     
    Sonraki Sayfa »

    Sevgiden Chat Sohbet Muhabbet Mirc Sitesi




    Sevgiden sevgi Sevgiden Script ask