Sik Kullanilanlara ekle Anasayfan Yap Ana Sayfa Sevgiden Script sohbet Chat turkchat
  • Son Sevgiler
  • sevgiden.gen.tr icerigi
    Sevgiden Dem Vuranlarin Mekani

    12 Åžubat 2009

    Einstein Kimdir

    Filed under: Nedir Kimdir — admin @ 04:47

    Hayatlarını, çalışmalarını,buluş ve eserlerini okuyup öğrendiğiniz bilim adamlarının çoğu,mikroskoplar, teleskoplar , bir takım makineler ya da laboratuar aletleriyle çalışmışlardır. Sorunlarını çözmek,düşüncelerini,tasarılarını,fikirlerini gerçekleştirip uygulamak için deneyler yapmışlardır.

    Albert Einstein (Aynştayn)başka tür bir bilim adamıdır. İcatlarını, buluşlarını laboratuarda değil, kafasının içinde,aklında yapan kuramsal (teorisyen) bir fizikçidir.Aynştayn, teorilerini ispatlamak için deneyler yapmak gereğini duymamıştır. Bütün dehasını,yeteneklerini,fikirlerini geliştirmek karşısına aldığı soru ve sorunları cevaplayıp çözümlemek , düşüncelerini matematik formüllerine dönüştürmek, böylece ortaya koymak yolunda harcamıştır.

    Aynştayn’ın bazı teorileri, bu teorilerin ileri sürüldüğü , ortaya konulduğu zamanın çok ilerisindedir.Öyle ki,söz konusu teorilerin uygulamaya dökülebilmesi için, bilimsel araç ve gereçlerin daha gelişmiş, daha mükemmellerinin icat edileceği zamana kadar uzun yılların geçmesi gerekmişti. Bu teorilerden birinde hiç kimsenin görmemiş olduğu belirli bir yıldızın varlığı öne sürülüyordu. Bir başka teori, evrende bulunan bütün maddelerin en küçük parçası,bölünmez cüzü olarak kabul edilen atomla ilgiliydi. Gerçekte atomun daha küçük zerreciklerden oluştuğu açıklanıyordu. Nitekim her iki teorinin de doğru olduğu ispatlanmıştır.

    Albert Aynştayn,dünyaya,insanlığa,evrenin kanunlarının açıklanmasında yardımcı ve yararlı olan sayısız yeni matematiksel formül vermiştir. Işık, enerji, hareket, yerçekimi, uzay ve zaman gibi esrarengiz kavramlar konusunda, bunların anlaşılması,çözümlenmesi bakımından,dünyaya Aynştayn kadar yararlı olmuş bir kimse daha yoktur.

    AynÅŸtayn, Almanya’da küçük bir ÅŸehir olan Ulm’da doÄŸmuÅŸtu. Babasının küçük bir elektrik aletleri fabrikasına sahip olduÄŸu Münih ÅŸehrinin varoÅŸlarında (dış, kenar mahallelerinde)yetiÅŸti. Çocukken.ilerde nasıl bir adam olacağının en ufak belirtilerine sahip deÄŸildi. Öğretmenleri onu “donuk,zihni tersine iÅŸleyen” bir çocuk diye tanımlıyorlardı.

    Gerçekte Aynştayn son derece zekiydi.12 yaşındayken kendi kendine geometri öğrenmişti.

    ATOM BOMBASININ TEMEL FORMÜLÜ

    2. Dünya Savaşı’na kesin son saÄŸlayan atom bombası, AynÅŸtayn’ın 1905 yılında ortaya koyduÄŸu bir gerçeÄŸin ürünüdür. Eskiden bir maddenin yaratılamayacağı ve yok edilemeyeceÄŸi kuramı geçerliyken, AynÅŸtayn maddenin enerjiye ,enerjinin de maddeye dönüşebileceÄŸini ileri sürmüştür.

    E =enerji M= kitle C=ışığın hızı

    olarak kabul edildiğinde,bu gerçeği

    E=MC2

    formülü ile ortaya koymuştur.

    Babası fabrikada çalışması için zorladı.Fakat Aynştayn öğrenimine devam etmek arzusundaydı. Özellikle matematik ve fizikle ilgileniyordu.

    Bir fizik öğretmeni olmaÄŸa karar verdi. İsviçre’de Zürih ÅŸehrine gitti. Orada Politeknik Akademisi’ne girdi. İyi dereceyle mezun oldu. Öğrenimini tamamlarken,sonradan eÅŸi olacak Mileva Mareç adında bir öğrenciyle de tanışmıştı.

    Okulu bitirdikten sonra fizik öğretmeni olarak uygun bir iş bulamadı. Özel dersler veriyordu ama el ine, geçen para azdı. Ancak o da güçlükle boğazına yetiyordu. 1902 yılında, İsviçre Patent Ofisinde memur oldu. İşin parası azdı ama kolaydı. Çok az vaktini alıyor, asıl ilgilendiği şeylerle meşgul olabilmesi için bol zamanı kalıyordu.

    Bundan sonraki üç yılın her dakikasını,zaman ve uzay konusunda yeni matematiksel açıklamalar getirecek bazı formüller üzerinde harcadı. 1905 yılında henüz 26 yaşındayken, kendine dünya ölçüsünde ün kazandıracak olan “İzafiyetin Özel Teorisi” isimli eserini bastırdı. Bazı bilim adamları,bu eseri “dünya tarihinde en önemli belge” diye tanımışlardır.

    AynÅŸtayn’ın İzafiyet Teorisi, bilim adamı arkadaÅŸları arasında pek coÅŸkuyla karşılanmadı. Bunun nedeni, onların kendi çalışma ve eserlerindeki nice yanlış ve yanıltının ortaya dökülmesiydi. 1912 de karşı tavır silindi.Herkes onun büyüklüğünü kabul etti. Teorisi çok karmaşıktı. Fakat matematikçilerin ve fizikçilerin uzun yıllardan beri bocaladıkları,çözümleyemedikleri sayısız sorunu cevaplandırıyordu.

    İsviçre Patent Dairesindeki silik,belirsiz katip,dünya çapında ün kazanmıştı. Avrupa üniversitelerinde dersler vermeÄŸe çaÄŸrıldı. Profesörlerden biri “yeni bir Kopernik doÄŸmuÅŸtur” dedi. 1914 yılında, Berlin Üniversitesinde fizik profesörü oldu. Orada, Nobel ArmaÄŸanını kazandığı 1921′e kadar dokuz yıl kaldı.

    1933 yılında ansızın bütün hayatı yön deÄŸiÅŸtirdi. Adolf Hitler adında hırslı,kana susamış bir çılgın, Almanya’da diktatör olmuÅŸtu.Hitler ve omuzdaÅŸları,”üstün Cermen ırkı” saplantısıyla Yahudilere karşıydılar. AynÅŸtayn Hitler’e ve Nazilerin zorbalıklarına, zulümlerine karşı bir tavır takındı. Hitler de onun evini yıktırdı, malına mülküne el koydu.Tutuklanması için büyük paralar vaat etti. Dünyanın onurlandırdığı AynÅŸtayn,yersiz,yurtsuz bir mülteci durumuna düşmüştü. Sonra Amerika’dan çaÄŸrıldı. 1933 yılında Princeton’a geldi. 22 yıl orada yaÅŸadı. 1940 yılında Amerikan vatandaÅŸlığına geçti.

    1945 yılında 2. Dünya Savaşını sonuçlandıran atom bombası Amerikalılar tarafından atıldığı zaman,Aynştayn bilimin ölüm ve yıkımlar amacıyla kullanılmasından büyük üzüntüye kapıldı. Bütün uluslara bir çağrıda bulundu.Barışçı bir dünya devletinin kurulmasını istedi. 1955 de öldüğü zaman 76 yaşındaydı.

    • • •

     

    İngiltere’de trafik neden soldan akar

    Filed under: Nedir Kimdir — admin @ 04:58

    Bir zamanlar herkes İngilizler gibi yolun solundan gidiyordu. Bunun için de çok geçerli bir sebep vardı.

    Yüzyıllarca önce yolun karşısından gelenin dost mu, yoksa düşman mı olduğunu kestirmek mümkün değildi. İnsanların çoğu sağ ellerini kullandıkları için, yolun solundan, duvar dibinden (yaya veya atla) giderek sol taraflarım emniyete alır, sağ ellerini kılıçlarını hemen çekecek şekilde hazır bekletirlerdi.

    Yolun solundan seyahat, ilk defa 1300 yıllarında, papanın Roma’ya gelecek hacıların yolda karmaÅŸaya sebep vermemeleri için, yolun solundan gitmelerini söylemesiyle resmileÅŸti ve yüzyıllar boyu devam etti.

    18. yüzyılın sonlarında ABD’de birçok atın çektiÄŸi posta arabalarında, sürücü koltuÄŸu yoktu ve sürücü en arkada ve soldaki atın üstünde oturuyordu. Bu da yolun solundan gidildiÄŸinde karşıdan geleni ve yolun kontrolünü zorlaÅŸtmyordu.

    Çok geçmeden ABD’de trafik saÄŸdan iÅŸlemeye baÅŸladı. Fransız İhtilali sırasında, ihtilalin liderlerinden Maximilien Ro-bespierre, büyük bir olasılıkla Katolik kiliseye meydan okuyanlara bir jest olsun diye, Parislilerden yollann sağından gitmelerini istedi.

    Bir süre sonra aslında kendisi de bir solak olan Napolyon, or-dulanndaki ikmal arabalannın yollann sağından gitmeleri emrini verdi ve zaptettiği her ülkede de bu uygulamayı hayata geçirdi.

    İngiltere hiçbir zaman Napolyon tarafından zapt edilemediÄŸinden İngilizler yolun solundan gitme alışkanlıklanndan vazgeçmediler. Avustralya, Hindistan gibi tüm eski sömürgelerinde de bu usulü devam ettirdiler. Zaten İngilizler’de Amerikalılardan farklı olarak sürücü arabanın üstünde ve sağında oturuyordu.

    Modern araba teknolojisinin geliÅŸmesi ile bu geliÅŸimin dünyada öncüsü olan ABD’de sürücü koltuÄŸu ve direksiyon saÄŸdan gidiÅŸe uygun olarak sola konuldu ve dünyanın birçok bölgesinde bu ÅŸekilde yaygınlaÅŸtı.

    İngiltere’de ve eski sömürgelerinde, trafik akışını saÄŸ ÅŸeride almanın faturası o kadar yüklüdür ki, artık isteseler de kolay kolay bunu yapamazlar.

    Hangi ülkede olursanız olun, trafiğin yönü ister sağdan olsun ister soldan, karşıdan karşıya geçmeden önce, siz yine de her iki yöne bakmayı ihmal etmeyin.

    • • •

     

    iSpQ VideoChat

    Filed under: Programlar — admin @ 04:40

    Birbirinizi görerek sohbet etmenize imkan sağlayan bir görüntülü sohbet programı.

    • • •

     

    Ates Nedir

    Filed under: Nedir Kimdir — admin @ 04:40

    Yanmanın bilimsel adı “ateÅŸlenme” dir. AteÅŸlenmenin deÄŸiÅŸik türleri vardır. Fakat genellikle çok basit sayılabilecek bir olay meydana gelmektedir. AteÅŸlenme, havadaki oksijenin “yanabilecek” nitelikte bir maddeyle birleÅŸmesinin sonucudur.

    Bu tepki ısı üretir. İşlem çok süratli olmuÅŸsa, alevleri görürüz. Ya da yoÄŸun bir kızarıklığın oluÅŸtuÄŸunu fark ederiz. Bir patlamada olduÄŸu gibi, ateÅŸlenmenin kendini hissederiz. AÄŸaç veya kağıt oksijenle birleÅŸtiÄŸinde, kaçınılmaz bir ÅŸekilde alevler meydana gelir. Fakat otomobillerimizin motorunda da bir “ateÅŸlenme”, içten bir yanma olur. Burada,benzin havadan alınan oksijenle yanar.

    Otomobil motorunda yanma iÅŸlemi öylesine hızlıdır ki, buna “patlama” diyebiliriz. Buna karşılık, çok yavaÅŸ tempolu, farkına varmamız için yılların geçmesi gereken “yanma” 1ar vardır. Sözgelimi bir demir paslandığı zaman, aslında çok yavaÅŸ bir yanma söz konusudur.

    YavaÅŸ bir yanma olduÄŸunda, bunun sonucu ısı havaya Kaçamadığı zaman, sıcaklık aktif yanmanın baÅŸladığı bir ısı derecesine ulaşır. Bu da “kendiliÄŸinden ateÅŸlenme” diye tanımlanır. Kapalı bir yerde bırakılmış petrollü paçavra yığınlarını düşünelim. Petrol yavaÅŸ yavaÅŸ oksitlenme veya yanma sonucu bir sıcaklık meydana getirir. Bu sıcaklık dışarıya sız amaya cağından, paçavraların alev alabileceÄŸi bir dereceye kadar yükselir. AteÅŸlenme için varlığı gerekli olan oksijen.tabiatta en yaygın ölçüde bulunan elemandır. Çevremizi kuÅŸatan havada yaklaşık olarak % 21 oksijen vardır. Bu oksijen, yanma iÅŸlemi için her zaman hazır durumdadır.

    Herhangi bir madde ne kadar “yanıcı” olursa olsun,yanma iÅŸleminin gerçekleÅŸmesi için oksijen gereklidir. Aynı ÅŸekilde, yanma iÅŸleminin gerçekleÅŸmesi bakımından bazı maddeler de oksijen kadar gereklidir. Bu maddeler “yanıcı” diye tanımlanır. Belirli yanıcı maddeler, ateÅŸlenme-yanma iÅŸleminde “yakıt” olarak kullanılır. AÄŸaç (tahta, odun),kömür,petrol,benzin, belirli gazlar, en belirli yakıt maddeleridir.

    AteÅŸlenme (yanma) esnasında,havadaki oksijenin iki atomu, yakıt maddenin bir karbon atomuyla birleÅŸir. “Karbondioksit” diye tanımlanan yeni bir maddenin molekülünü meydana getirir.

    Nitekim vücudumuzda ısı ve enerji meydana getirmek için olan yanma işlemi sonucu üreyen karbondioksit, verdiğimiz solukla havaya gitmektedir.

    • • •

     

    Atomu Kim Kesfetti

    Filed under: Nedir Kimdir — admin @ 04:41

    Eski Yunanlılar,bütün maddelerin atomlardan oluÅŸtuÄŸuna inanırlardı. Gerçekte, Yunanca asıllı “atom” kelimesi “bölünemez” anlamına geliyordu. Yunanlılara göre, herhangi bir madde ne kadar bölünürse bölünsün (NOT:burada, bölünmekle “parçalanmak”,daha ufak parçalara ayrışmak kastedilmektedir), sonunda hiç bölünemeyecek bir zerresi ortaya çıkacaktı.Bu en ufak ve daha öteye bölünemez zerre de “atom”du.

    Yunanlıların bu inancına rağmen, atomu onların keşfettiğini söyleyemeyiz. Her şeyden önce, Yunanlıların bu konudaki inancı bilimsel olmaktan uzaktı. Bilimsel deney ve gözlemlere dayanmıyor,onlarla desteklenmiyordu.

    Bildiğimiz anlamda atom,bilimsel gözlemler, kuramlar sonucu öğrenilmiştir. 19. yüzyılın başlangıcına kadar, maddenin ve cevherinin (özünün)yapısı hakkında sadece filozofların öğretileri vardı. Sonra John Dalton adında bir İngiliz kimyacı ve matematikçi,ilk kez bilimsel atom kuramından (teorisinden) söz etti. Yıl 1803 de

    John Dalton dikkatli bir deneyciydi.ÇeÅŸitli gazlardan aldığı örnekleri tarttı ve ağırlıklarının farklı olduÄŸunu gördü. Gazların da, katı cisimler ve sıvılar gibi inanılmaz küçüklükte zerreciklerden oluÅŸtuÄŸunu keÅŸfetti. Bu küçük zerrecikleri “atom” diye adlandırdı. Dalton deÄŸiÅŸik elemanların atomlarının deÄŸiÅŸik özelliklerde ve farklı ağırlıklara sahip olduÄŸunu açıkladığı zaman, atomla ilgili açıklama ve çalışmalar bilimsel bir nitelik kazanmış sayılırdı.

    Buna rağmen,bir atomun tam anlamıyla ne olduğu ve fonksiyonları hâlâ gereğince açıklanmamıştı. Hemen hemen yüz yıl sonra,Ernest Rutherford adındaki başka bir İngiliz,güneş sistemine benzer, onunla kıyaslanabilecek bir tanımlama yaptı. Merkezde pozitif elektrik yüklü bir çekirdek (nükleus) ve bunun çevresinde yer almış olan negatif elektrik yüklü elektronlara ilişkin açıklamalarda bulundu.

    Bugün,bilim adamları atomun elektronlar,protonlar,nötronlar,positronlar,nötrinonlar,mesonlar ve hiperonlardan meydana geldiğine inanmaktadırlar. Gerçekte, atomun göbeğinde 20 den fazla ayrı zerrecik bulmuşlardır. Gene de,atomun her şeyi izah edebilecek,buna yardımcı olacak bir tek tam resminin bulunmadığını özellikle belirtelim.

    • • •

     

    Sevgiden Chat Sohbet Muhabbet Mirc Sitesi




    Sevgiden sevgi Sevgiden Script ask